25102009605

Nefes faciasından sonra bu film iyi geldi gibi. Nefes kadar fragmanları yayınlanıp reklamları yapılmasa da duymussunuzdur bu filmi. Şöyle bir dikkat ettim de şu aralar bayağı bir Türk filmi vizyona giriyor. Bu sevindirici bişi ama sonuçta Türk filmi ! Ya nasıl anlatsam bilmiyorum daa, bu Türkler film yapamıyor. Ya Nefes’teki izlenimim gibi sert konuşmasam da bu film hakkında da olumsuz yorum yapmadan edemeyeceğim …

İki Dil Bir Bavul üniversiteden yeni mezun olmuş ve uzak bir Kürt köyüne atanmış Türk öğretmenin bir yılını, onun okula yeni başlayan ve Türkçe bilmeyen çocuklarla yaşadıklarını anlatır.

Yukarıdaki küçük cümle bu filmi özetlemeye yetiyor sanırım. İnternette küçük bir araştırma yaptım da bu filmi bayağı bi zorlukla çekmişler. Hani yönetmenlerin arkadaşlarından böyle bir olay geçiyor ve bunu filme aktarıyorlar. Borç paralar bulunuyor vs vs. Sonuçta film çekilmiş, vizyona girmiş, ben de izledim, katkıda bulundum, iyi de yaptım.

Öğretmen, köy, öğrenciler, köy evleri, orada yaşayan teyzeler, amcalar, su sıkıntıları, kar – kış, toprak evler, toprak evlerin damlarının akması … bilmiyorum da gerçekten böyle. Ben de doğudan geldim, Adıyaman’ın Besni ilçesinde yaşıyorum ama köylerimizde durum bunun kadar olmasa da buna benzer. Hala ilkokul sınıf kademeleri aynı derslikte ders görüyor, öğretmenler zorluk çekiyor, kitap defter sorunu oluyor. Şu dönemde şaka gibi geliyor ama cidden öyle. Bu film gerçekten GERÇEK !

Başlıkta dikkat ettiniz mi bilmiyorum da bir de Zılkif var :) Hani aklıma geldikçe gülesim geliyor. Filmin başrol çocuk oyuncusu demek yanlış olmaz. Ya hareketleri falan çok doğal, sevmelik, ısırmalık bir tip. Fragmanlarda da izlemişinizdir, öğretmenle zılkif arasında geçen bir muhabbeti aktarmak istersem :

Öğretmen: Senin ailen var mı ?
Zılkif: Hayır
Öğretmen: Nasıl hayır lan !

Neyse, fazla anlatmadan, Nefes’i izleyeceğinize “İki Dil Bir Bavul” filmini izlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum.

( Sonradan gelen not : Yukarıda olumsuz yorumdan bahsetmiştim, bak onu yazmayı unutmuşum. Gerçi filmin ne şartlarda çekildiğinden bahsetmiş, alınan borçlarla tamamlandığını öğrendiğimde yazmaktan vazgeçmiştim de yazmadan edemeyeceğim. Ya filmin yarısından çoğu sabit bir kamera, gereksiz sahnelerden oluşuyor. Bu şey Nefes filminde de dikkatimi çekti. Türk filmlerinde yeni trend bu mudur ? Hani kamerayı koyalım, boş boş çekelim, zaman geçsin, filmin süresi uzasın, bu mudur mantığı ? )