Özel sektörün getirileri, bayramları fırsat bilip tatile çıkmak derken oturup düşündüğümde memlekete yılda bir defa gider olduğumu farkettim. Değişik bi’ şey aslında, Ankara’dayken Besni’nin durgunluğunu, Besni’deyken de Ankara’nın hareketliliğini özlüyorum.

Memleket haberlerini Hasan Emre’den alır olduk. Ne oluyor, ne bitiyor, pazarlarımız nasıl, sima olarak tanıdık insanlar nasıl derken güzel de oluyor. Hayatın hareketliliğinden uzaklaşıp doğup büyüdüğün yerin haberlerini okuyorsun…

Besni küçük yer olduğundan hemen hemen herkes birbirini tanır. Yolda yürürken esnafla selamlaşıp muhabbet etmekten geç kalırsın gideceğin yere. Geçenlerde bi’ haber paylaştı, daha doğrusu vefat ilanı. Besni’de görev yapan, Besnili öğretmen vefat etmişti… Genç yaşta… Paylaştığı fotoğraftan tanımasam da bugün yaptığını paylaşımla tanıdığımı farkettim… Paylaşımdaki yazısı çok hoşuma gitti ve alıntı yapayım dedim:

Mahmut Güneş’in Ardından…

Her ölüm zordur aslında.Ölüm bir öykünün bitmesi olsada bir çok yeni öykünün ise başlangıcıdır.
Arkadaşları,öğrencileri,kirvesi ve komşuları yani kısaca tanıdıkları olarak duyduğumuz üzüntüden yola çıkarsak birinci derece yakınlarının acısının ne denli
büyük boyutlarda olduğunu daha iyi anlarız.
Ama emin olunuz ki bu acının konuk olmadığı hane bulunmaz.Herkes bu ve benzeri acıları evlat,kardeş,yeğen,anne veya baba olarak görmüşdür.Acı ne kadar büyük olursa olsun Yarısını toprak,çeyreğini ise zaman alır.Kalan çeyrek ise sonsuza kadar bizimle birlikte yaşar.Nasıl ki 49 yıl önce aynı Mahmut gibi 46 yaşında kaybettiğim babamın acısını dün Erenşah’ın gözlerinden akan yaşta gördüğüm gibi işte bu çeyrek acı hiç bitmez.
Değerli Dostları ve sevenleri..
Her ölümde hayır ve teselli aramak gerekir.
Bu ölümde ki en büyük teselli Allah’tan gelmiş olmasıdır.Sarhoş bir şöferin çarparak ölümüne neden olanların geride kalanları o şöfer nefes aldıkça inanın kendileri boğulurlar.Bir başka örnek ailece geçirilen trafik kazasında eşini ve çocuklarını kaybeden bir kadının çektiği acı tarif edilebilir mi ?
Bu ve benzeri durumlarda topluma bazı ödevler verilir .Baba örnek alınması açısından ve hayatı öğrenmede en önemli idoldur. Bu çocuklar bundan böyle hayatı komşusu Mehmet Efendi’den Dayılarından,Amcalarından,Akrabalarından,Kirvesinden kısaca tanıdıklarından öğreneceklerdir.
Hepimize görevler düşmektedir öyle ağlayıp gözyaşımızı silmekle
olmaz.
Yine bu durumlarda mükafat vardır.Çocuklarını bu zorluk altında kavrularak büyüten Anneler ve o çocukları Allah için sevip ve sevindirenleri günahlarından dolayı cehennem ateşi bile yakmaya haya edecek buyurulmuştur.Son bir kez dönüp Allaha yalvaran Ateş, Yarabbi !! Ben bu kulunu yakmaya haya ediyorum onun Yetim sevgisinden olan sevaplarına karşı yüzüm kızarıyor diyecektir. Bundan daha büyük bir mükafat olabilir mi ?

Mahmut Güneş’in son yolculuğundaki ve taziye evindeki insan seline hayran oldum ve gurur duydum.
Öğrencileri,yeğenleri hele hele Sarhanlılar ona olan sevgilerini o kadar güzel dile getirdiler ki..Hepsine buradan Kocaman bir alkış çalıyorum..
Işıklar içinde yat Mahmut Hoca
Alo Dayımın ellerinden öpüyorum

 

Son cümlesi “… taziye evindeki insan seline hayran oldum ve gurur duydum. Öğrencileri,yeğenleri hele hele Sarhanlılar ona olan sevgilerini o kadar güzel dile getirdiler …” beni uzaklara götürdü. Eminim tanıyan/tanımayan herkes gelmiştir.
Sonra şeyi düşündüm… Besni’den gideli 10 yıl olmuş. Zaman çok çabuk geçmiş. Ama ben yılda “bir” kere giderek özlem gidermeye başlamışım. Mesela 38 yaşıma kadar 10 kere görmüş olacağım memleketi, akrabalarımı, komşularımı, ilkokul arkadaşlarımı… Sonra az olduğuna karar verdim…
Haftasonu için yurtdışına gitmek, evet güzel şey ama neden memlekete gitmeyeyim ki?