Şu aralar hava koşullarının iyi olmayışı ve hasta oluşum sebebiyle pek sinemaya gidemiyorum. Zaten gidilebilecek film de yok gibi. Uzun zamandan beri bloguma yazmadığım 2 tane film var. Birisi ” The King’s Speech ” , diğeri de ” The Kids Are All Right ” . İkisi de ödüllü film. Gerek afişlerinden gerekse internet dünyasında adından sıkça söz ettirmiş filmler.

Öncelikle ” The King’s Speech “‘den bahsetmek istiyorum. 28.02.2011’de ( bayağı bi’ zaman geçmiş aradan ) Kader Baş, Ayşegül Sider ve Onur Can Aydoğan ile değişiklik yaparak filme gidelim dedik ve o aralar yukarıda bahsettiğim gibi adından sıkça söz ettiren ve ödül almış The King’s Speech‘i seçtik. Filmin ilk yarısının sonlarına doğru kendimi mayışmış ve uyuyacak halde buldum. O kadar sıkılmıştım yani. Diğer yarısı ilkine göre daha iyi (!) geçmiş ve kral konuşmasını yapmıştı.

Diğer ödüllü filmimiz de ” The Kids Are All Right “. Ona da 13.03.2011 tarihinde ki bunun yorumunu da erken yazıyorum bak ; Hasan Çağlayan Dündar, Samet Çelik ve Hayri Can Duygun ile gittik. Aslında uzun zamandan beri gitmek istediğim Kaçış Planı‘na gitmek istiyordum ki gösterimden kalkmış, buna gidelim dedik topluca. Bu da yukarıdaki gibi ödül almış filmlerden birisiydi. +18 içerik vardı. Filmin konusu da lezbiyen 2 kadın ve 2 çocuk …

Her iki film hakkında yazacak pek bişi bulamıyorum. Şunu farkettim, ödül alan filmleri ben anlamıyorum, izlerken zevk almıyorum. Film çıkışında da ne yani, ne oldu diye anlamsızca devam ediyorum. Hani bende mi sorun var yoksa herkeste mi böyle bilmiyorum ama gerçekten anlamak ve farklı bir bakış açısıyla bakmak istiyorum ama olmuyor. Düşünüyorum da neye göre ödül veriyorlar bir filme ? Hadi onu geçtim her iki filmin Türkiye’deki gösterim adı orjinal İngilizce adından neden farklı ? Neden böyle bir şey oluyor …

Aklımda bir çok neden olmakla birlikte, bir daha başkalarının kesinlikle git diye tavsiye ettiği filmler dışında gitmeyeğim bir daha ödüllü filme. Anlamıyorum, zevk vermiyor …