Aslında her gittiğim sinema filmininin yorumunu yazma işini çok aksattım bu aralar. Ama bu filmin ayrı bir yeri olduğu için günü gününe yazmak istiyorum. Evet, bugün ( 21.05.2010 ) ” Prince of Persia ” filmi gösterime girdi. Çoğunuz belki bu ne lan, ne anlamı olabilir diyebilir ama benim için çok büyük anlam ifade eden bir filmdi bu. Neden mi ? Beni çocukluğuma, mağazamızda geçirdiğim günlere götüren, ilk oynadığım bilgisayar oyunu. O zamanlar Windows’da yok, direk DOS zamanları. Hatta oyunu babamın bitirdiğini bile hatırlıyorum. Aslında ikinci bilgisayarımız olan 486’da da oynamışlığım yok değil.

Evet, bugün Kentpark – 20.00 seansına gittik. Salonun çocuklarla dolu olmasını bekliyordum ki öyle de oldu. Sonuçta benim zamanımdan sonra bir çok versiyonu çıktı ki ben o versiyondan sonrakileri oynamadım. Çocuklar sonraki oyunlar için gelmiş olsa gerek … Neyse filmimize dönelim. Aslında film hakkında çoğu kişiden; ” güzel olmayacak ” yorumu alsam da yukarıda bahsettiğim sebeplerden dolayı gitmem gerekiyordu. Aslında buradan sonraki kısımlarda yarı spoiler içerik var, izlemeyenler yada benim durumumda olanlar pek okumasın. Gerçi çevremden gelen istekler üzerine çok da spoiler vermeyeceğim …

Filme IMDB’den 7 puan vererek izlenim yazıma başlayayım. Aslında ne çok iyi ne de çok kötü diyebiliriz. Sonuçta bir oyun olan ” Prince of Persia ” dan ne tip bir film beklersiniz ki ? Aslında ilk oyunun konusunda prensesi kurtarmak vardı. Ben de öyle bişi bekliyordum ama öyle çıkmadı. Sonradan aldığım duyumlara göre sonraki geliştirilen oyunlarında hançer olayı varmış. Hançerle zamanı geriye alabiliyormussun falan filan. Filmin konusunu ” hançer ” oluşturuyordu. Her ne kadar şaşırsam da olsun, oyundaki gibi bir işleve sahipti filmdeki hançer. Zaman içerisinde geriye doğru yolculuk yapma, geçmişe gitmeye yarıyor ve prensesten çalınan hançeri geri almayı konu ediyordu. Fantastik bir filmdi evet, ki öyle de olması beklenir zaten.

Filmde gözüme çarpan en önemli noktalardan birisi de ” Assassin’s Creed ” oyunu ve onun sahneleri idi. Bilmiyorum bu oyunu hiç oynadınız mı, ama misal ” Dastan “ın tepeden şehri izleme ve kameranın şehir etrafında dönme sahnesi. Tıpa tıp Assassin’s Creed’in aynısıydı. Yada şehirde askerlerden kaçarken binalara tırmanış, atlayış, tahtaların üzerinden koşa koşa geçme yada sallanma gibi olaylar aynıydı ya, sanki oyunu oynuyormuş gibiydim. Belki yeni çıkan oyunlarında bu hareketler vardır ama güncel olarak Assassin’s Creed’i oynadığımdan direk o geldi aklıma.

Bunların dışında gözüme çarpan bir nokta yok. Hani tipik / fantastik film olmuş … Ellerine sağlık yapımcıların.