Perşembe günlerimin boş olmasını fırsat bilerek Çağan Irmak‘ın yeni filmi olan Prensesin Uykusu‘na Serel ile gidelim dedik. New Yorkta Beş Minare filmi gibi Prensesin Uykusu filminin de fragmanını dahi izlemeyerekten gittim. Aslında yavaş yavaş böyle yapmak da hoşuma gitmiyor değil, film hakkında herhangi bir bilgiye sahip olmadan filmi arafsızca izleyebilmek güzel oluyor. Her ne kadar çevremdekilerin ve Serel’in annesinin olumsuz yorumlarına rağmen film …

Filmi izlemeye başlayalı yaklaşık 5 – 10dk olmasına rağmen Çağan Irmak‘ın çektiği filmlerde çocukları kullanması aklımdan geçti. Gerçi 3 tane mi ne film çekti yanılmıyorsam; zaten Babam ve Oğlum ile büyük yankı uyandırmıştı ve isim de yapmıştı. Onun üzerine bu da acaba isim yapacak mı sorusu geldi aklıma … Evet, filmimiz yine bir çocuk etrafında dönüyor. İsmi neden böyle diye soracak olursanız da gayet iyi isim bulmuş, filmle gayet özdeşleştirdim.

Gelelim spoiler içeriklere;

  • Öncelikle şunu söylemek istiyorum, film güzeldi. Çevremde neden o kadar olumsuz yorum neden aldı anlayamadım.
  • Film başlarken imaj animasyonu dikkatimi çekti. Film içerisinde yer alan bilgisayar destekli sahneler hoşuma gitti. Misal kütüphanede ahtapotun çıkış sahnesi güzel bir sahneydi. Bu animasyonu türk firması mı yaptı bilmiyorum.
  • Gizem‘i gördüğümüz ilk sahneye gizem katmak için mi yapılmış bilinmez ama ışıklar falan, nedense Serel‘e ve bana da korkunç geldi.
  • Film yer yer komik sahnelere sahip olmakla birlikte yer yer hüzünlü sahnelere de sahipti. Özellikle de Aziz‘in çocukluğuna dönüş, çizgi animasyonun başlayışı, müzik gerçekten süperdi. O sahne boyunca kendimi ağlamamak için zor tuttum.
  • Filmin ana sponsoru Redd‘miş gibi sürekli Redd öğesi içeriyordu. Bilmem belki de sponsorudur ?
  • Filmi izlerken yaşlı amcanın arabada öleceğini ve kızın Redd grubu çalarken gözlerini açacağını düşündüm ama Çağan Irmak beni ters köşeye yatırdı. Öyle olmadı, tipik Türk filmi olayından kaçınmış iyi de yapmış gibi …

Film için aslında yazılabilecek çok şey var. Bu filmle Çağan Irmak‘ın duygusallık ve çocuk ilişkisini çok iyi kullandığını düşünüyorum, bilmiyorum, belki de benim duygusallığımdandır. Aslında bu film yarı fantastik öğeler içerdiğinde çocuk filmi gibi görünse de diğer tarafta yaşlı amcayla birlikte yetişkin tarafına ince espriler yapılması güzeldi. Yer yer hüzünlendirdi, yer yer de güldürdü. Uzun lafın kısası film güzeldi ve IMDB‘den 8 puanı aldı benden.

Tüm bunlara ek olarak uzun zamandır Cepa‘ya gitmediğimi farkettim ve Hacettepe tayfası, onu bıraktım E-Blok tayfasının neredeyse tamamı Cepa‘daydı. Film sonrasında sigara için terasa çıktığımızda Kader ve Onur‘u gördük, sigara alırken Can‘ı, odaya geldiğimde de Ali ve Gökçe‘nin de sinemaya gittiğini öğrendim.