Yoğun bir iş temposundan sonra okul açılmadan, ders kayıtlarının olduğu hafta; ‘ biraz kaçamak iyi olur ‘ diyerekten Hatay’ın Erzin ilçesine gelerek yan oda arkadaşım ‘ Halil Osman Çelener ‘ ile bu faslı başlattım. Uzun zaman önce gerek saç, gerekse sakal traşı olduğumdan dolayı Halil tanımakta güçlük çekti. İtiraf etmek gerekirse Atilla hocanın ” molla ” tabirine uyuyorum şu aralar :)

İlk izlenim olarak direk Besni‘ye benzettim Erzin‘i. Gerek nüfusu gerekse yapısı itibarı ile hemen hemen aynı. Tek bir fark vardı, o da Besni‘nin dağda, Erzin‘in de düzlük bir alanda olmasıydı. Zaten gelir gelmez eşyaları bıraktıktan ve aile ile tanışmadan sonra direk dışarı çıktık. Küçük bir tur attık ki zaten küçük bir ilçe. Yukarıda bahsettiğim gibi yoğun bir iş temposu içindeydim. Neredeyse adam akıllı yemek yiyemiyorduk. Kaç haftadan beri kuzu şiş yemek istiyordum ve aç olduğumdan direk kuzu şiş olayına girdik. Ardından da arabayı alarak ilçe turu yaptık.

Açıkcası burada şu saat şunu bu saat bunu yaptık diye de yazasım gelmiyor. Göze çarpan ve rutin olmayan şeylerden bahsetmek istiyorum. Gerçi P.tesi ve Salı günleri kaldığımdan o kadar bahsedilecek bişi de yok :) Neyse, Salı gününü anlatacak olursam da; en güzel gündü. Bugün de İskenderun‘a doğru yola çıktık. İskenderun, deniz, küçük İstanbul havası … güzeldi. Tabi buraya kadar gelmişken ” künefe ” yememek aptallık olurdu. Şahsen bu sıcakta yenmez diyerek Halil ve İsmail ( Halil’in kuzeni ) beni caydırmaya çalışsalar da sonuçta yemeğe gittik. Gittik ki ne gittik, tek kelime ile muhteşemdi. Sıcak künefe üstü dondurma hele hele … Şahsen havanın sıcaklığına aldırmadan hepsini mideme indirdim.


Yukarıda fotoğrafı künefe geldiği sırada çekmek isterdim ama … Telefonun kıllığı ve benim künefeyi acilen yemek istemem yüzünden bu gerçekleşmedi ama bu fotoğraf da yeter diyorum. Yazıyı Salı – 00.43 sırasında yazıyorum ve Çarşamba – Pazar arası kısım daha dolu geçecek :)