Tam tarihi hatırlayamıyorum ama tahminimce 1998 olması lazım. O zamanlar küçüğüm tabi, ailecek tüm yılın stresini tatile çıkarak atıyoruz o zamanlar. Tatil dediysek de sürekli Türkiye‘nin farklı şehirlerini gezme … İşte yukarıdaki fotoğraf da o yıl çekilmiş bir fotoğraf, neresi diye soracak olursanız da : ” Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti “. Hayal meyal hatırladığım şeyler var; bunlardan birisi feribotla gidişimiz ve annemin 3 kere kusması, benim ayak altında yatmam, Kıbrıs‘a ayak bastığımızda feci acıkmam, ağlamam ve trafik !

Halil Osman Çelener ve İsmail Ergörün ile Erzin – İskenderun turundan sonra Çarşamba günü Adana havaalanından Ercan havaalanına doğru yola çıktık. Her şehirde olduğu gibi Ercan havaalanından şehre ( Gazimoğusa ) gidiş sırasında da epey bir yol gittik. Oraya vardığımızda küçük bir öğrenci şehri bizi bekliyordu. Doğu Akdeniz Üniversitesi orada olup, Ankara‘nın yedinci caddesi gibi bir cadde gibi ana caddeleri vardı. Yol tek şerit olup yukarıda bahsettiğim gibi sol şeritten akıyordu trafik. Şehri öğrenmek pek zor olmadı, zaten tek cadde vardı. İlk günün yorgunluğu ile kısa bir şehir turu yaptık, oradaki arkadaşlarla tanıştık. Yeme, içme, muhabbet derken gün zaten bitmişti.

Gelelim 1 Ekim’e. Doğum günüm. Sanırım en yalnız doğum günümdü. Kutlayanların adı bende saklı ama beklediğim kişiler yok mu … Neyse, 1 Ekim’de Halil Osman Çelener ve İsmail Ergörün ile birlikte ‘ Girne ‘ turu yapalım dedik. Atladık dolmuşa ve Girne. Burası Gazimoğusa‘ya göre daha bir yabancı gibiydi. Mağaza isimleri, insanları falan … Yabancı bir ülkedeymişiz gibi. Direk şehir turuna başladık ve Girne Kalesi‘ne gittik. Aslında gitmeyi çok istiyordum ve yukarıdaki fotoğraftaki an’ı canlandırmak istedim. Aslında yanıma bir çok fotoğraf almama rağmen aradan yıllar geçtiğinden o yerleri bulmakta güçlük çektik ama belirli yerler ( kale .. ) oralarda da aynı pozları yakaladım. Günün akşamında da Soner Sarıkabadayı konseri vardı.

Topluca oraya gittik … Topluca dediysem de bayağı bi topluyluduk, 15 kişi falan. Her ne kadar ortam havalandırmasından etkilenip rahatsızlığım boy göstermeye başlasa da ilk 5 şarkısını dinleyebildim Soner Sarıkabadayı’nın. Gerçi oturup şarkılarını dinlemişliğim de yoktu, kulaktan dolma söz müzikleri …

Gözüme çarpan noktalardan bahsedeyim biraz da, ardından da yazımı sonlandırayım :

  • Şehirde taksiler Mersedes idi. Öyle eski model falan da değil, en yeni modeller ile adamlar Kıbrıs’da taksicilik yapıyor.
  • İçki ve sigara fiyatları gerçekten çok ucuz. Şöyle ki Jack Daniel’s 70’liği 29.50 TL ye aldım.
  • Yolda gezinirken sanki GTA oyunundaymış gibi hissediliyor. Yeni, farklı, eski olmayan arabalar.
  • Kızlar … Konserde çirkin kız yoktu !
  • Kumarhaneye girmek istedik ama 25 yaş sınırı varmış, giremedik.
  • İsmail Ergörün … Kıbrıs’ın tarihi yerleri konusunda bayağı bir şey biliyordu ki, sürekli anlatıyordu. Teşekkürler tekrardan İsmail.
  • Hastalığımın daha da arttığını farkettim. İlaçları düzenli içmeye ve spora başlamada kararlıyım.

Anlatacak aslında öyle çok şey var ki, fazla uzatmak ve sizi sıkmak da istemiyorum.  Buradan İsmail, Mert, diğer İsmail, Mehmet, Ahmet ( ağam ), Aziz … sizlere tek tek teşekkür ediyorum. 5 gün gerçekten çok güzeldi ve tadı damağımda kaldı.