Ömer Ekinci‘den arakladığım çok güzel bir hikaye, şahsen benim çok hoşuma gitti, sizlerle de paylaşmak istedim. Hikaye sonunda Ömer kendinden bişiler karalamış. Ben onu alıntı yapmak istiyorum :

Bir gün sabahın erken saatlerinde sahil kenarında yürüyüşe çıkan bir yaşlı adam, kumsalda yüzlerce hatta binlerce denilebilecek denizyıldızı ile karşılaşır. Yükselen denizin acımasız dalgaları onları sahile atmıştır. Denizden ayrı kalan denizyıldızları ise can çekişmekte ve bir kurtarıcı beklemektedirler.

Yaşlı adam, denizyıldızlarını görmezden gelemez. Hiç olmazsa kurtarabildiğim kadarını kurtarırım, düşüncesiyle denizyıldızlarını denize atmaya başlar. Fakat sayıları o kadar çoktur ki!.. “Daha fazlasını kurtarmalıyım” düşüncesiyle hızını artırır. Onun bu telaşlı hareketleri sahilin öbür ucundan yürüyüşe başlayan bir genç adamın dikkatini çeker. Yaklaştığında yaşlı adama selam verir ve:

“Böyle telaşlı telaşlı ne yapıyorsunuz?” diye sorar:   Yaşlı adam, işine hiç ara vermeden soluk soluğa cevap verir: “Denizyıldızlarını okyanusa atıyorum.”

Bu cevaba pek anlam veremeyen genç adam, tekrar sorar: “Denizyıldızı mı?”
Evet“, der yaşlı adam. “Çünkü güneş yükseldi ve sular çekiliyor. Eğer onları bir an önce suya atmazsam az sonra ölecekler.

Yaşlı ve bilge adamın telaşını hâlâ anlamayan genç adam tekrar sorar: “Ama  görmüyor  musunuz?  Kilometrelerce  sahil var ve boydan boya denizyıldızı ile dolu. Senin yalnız başına gösterdiğin bu gayret sonunda ne değişecek ki?”

Yaşlı adam, karşısındaki genç adama anlamlı anlamlı baktıktan sonra eğilerek yerden bir denizyıldızı daha alır ve onu okyanusa fırlatırken şöyle seslenir: “Bak. Onun için çok şey değişti!”