Aslında anlatacak, yazacak öyle çok şey var ki. Şunu söyleyerek giriş yapayım, çok ciddi bir hastalık. Olur da arkadaşınız bu hastalığa sahipse aman ha aman dalga geçmeyin, onun taklidini yapmaya kalkışmayın derim ben. Eee, sen dalga geçtin de mi böyle oldun diyecekler olursa da hayır, olayın ciddiyetini anlatmak için sadece. Dalga geçilecek bir hastalık değil çünkü …

Şöyle bir düşündüm de hastalığımın ilk belirtileri aslında ayak ağrıları olmuştu. Doktora git derken, 2 yıl önce Hacettepe Üniversitesi Hastanesi‘nde doktor teşhisi koydu; Ankilozan Spondilit. Tuttu bana 2 yıl geçerli bir rapor verdi. Ardından da 12 saatte 1, 2’şer tane olmak üzere Salazopyrin Tab verdi. Doktorun bana söylediklerini dün gibi hatırlıyorum; bu hastalık hayatın boyunca seninle olacak, ilaçlarını düzenli olarak kullan, kontrole gel, spor yapmaya çalış, özellikle de yüzmeye git. Yüzmek, Ankara’da zor yapılan bir şey, en azından benim için. Hacettepe’de okuduğumdan sağolsun üniversitemizin havuzu yok. Neyse …

İlk ciddi olayı 2 yıl önce eve dönerken yaşadım. Kısa bir mesafeyi, elimde eşyalarla yürümek zorundaydım. Tamam eşyalarım fazla olabilirdi belki ama kısa mesafeydi sonuçta. Ankaray‘a, metroya bineceğim kata geldiğimde sırılsıklam terlemiştim. Havanın sıcak olması, eşyaların olmasına bağladım. Hatta bu terleyişimi sizlere şöyle anlatayım, aşşağıya indiğimde bir kenara geçtim, yanımdaki adam bana baktı, neden bu kadar terledin sen dedi. Ben de sadece yürüdüğümü söyledim ve o da bana, bunu ihmal etme doktara git en kısa zamanda dedi. Her ne kadar sıcağa bağlasam da olayı; asıl sebebi belliydi ” Ankilozan Spondilit “.

Bunun bir benzerini de dün yaşadım. Kardeşime ayakkabı almak için dolaşmam gerekiyordu. Üzerimde hiçbir yük olmamasına, havanın sıcak olmamasına rağmen, yukarıdaki gibi sırılsıklam oldum. Vücut spor yapmamaktan hemen yoruluyor, hani bu yazıyı okurken ne kadar terleyebilirsin ki, ne olacak der diyenler olabilir. Ama öyle olmuyor bu olay, emin olun ki, yanınızdaki kişi, ne oldu, ne yaptın sen diyecek kadar terliyorsun …

23 yaşında birisi olmakla birlikte, Ankilozan Spondilit ile 2 yıldır yaşıyorum ve gün geçtikçe de durumumun kötü gittiğini görüyorum. Lan salak, git yüzmene, sporunu yap diyeceksiniz ki haklısınız ama olmuyor işte.Yukarıdakilerin dışında kısa kısa kendimden gözlemlerimi belirtmek istersem ;

  • Şişmanlamak bu hastalık için hiç iyi değil. Göbek kesinlikle olmamalı. Şöyle düşünün ne kadar göbek varsa bele o kadar ağırlık biniyor.
  • Dik durma problemleri baş göstermeye başlıyor.
  • Arada hastalık kendini aşırı belli ediyor, her adım atışınızda diz kapağınız öyle ağrıyor ki, yürümemek istiyorsunuz. Resmen acı çekiyorsunuz.
  • Dik durma ve yürüyememe gibi olaylara karşı çevrenizdekiler tarafından dalga konusu olabiliyorsunuz.
  • Bazen hapşuramıyorsunuz. Hapşururken son hız nefes veriş olmuyor. Acı çektiriyor bütün vücuda.
  • Yukarıda da bahsettim ya, ne yaparsanız yapın terliyorsunuz. Hava sıcak olmasın, yürüyün ( bakın koşun demiyorum, normal yürüme hızı ) yine terliyorsunuz.
  • Son zamanlarda yastıksız yatıyorum. Gerçekten çok iyi geliyor. Ağrısız, sızısız kalkıyor, güne sağlam devam ediyorum şu aralar.

Yukarıdakiler şu an aklıma gelenler. Oldukça da eklemeler yaparım buraya. Aslında yazılacak öyle çok şey var ki. Belki ileride yazı dizisi şeklinde yayına koyarım. Uzun lafın kısası, sürekli koltukta oturmamak, spor yapmak ki burası gerçekten çok önemli. İşte o zaman kendinizi daha iyi hissediyor, ” Ankilozan Spondilit ” o an için yok oluyor. Ama şunu da unutmayın ki, bu hastalık hep sizinle olacak