Mersin’de geçen ( zorlu ! ) 3 günün ardından sonraki durağım da ” Adana ” oldu. Mersin – Adana arası yakın olduğundan sabah erkenden kalkıp yaklaşık 45 – 60 dk sürecek yola gitmek koladı ki öyle de oldu. 8’de kalkış ve otelden ayrılış. Taksiye binip ardından otogar ve minibüslerle de Adana

Adana’ya, özellikle de otogarına göz aşinalığım vardır. Ne zaman Ankara‘ya otobüsle gidecek olsam otobüs mutlaka Adana otogarına uğrardı ki o nedenle yabancılık çekmedim pek. Şansıma, Adana‘da ” Selen ” süpervizörlük yapıyordu ki beni sabah erkenden arabayla alıp Carrefour‘a geçtik. Gerçi birbirimizi bulmamız biraz sıkıntı oldu ama sonuçta buluştuk :)

Sonrasında da klasik olaylar gerçekleşti. Anketörler geldi, gelmeyenler arandı, ardından olaydan bahsedip anketler incelenerek eğitim verilip deneme anketleri yapıldı. Şunu söylemek gerekirse o kadar Carrefour içinde en samimi anketörler sanırım Adana’da karşıma çıktı. Zaten hepsi öğrenciydi, onu geçtim, temiz dürüst insanlardı. Artık Selen’in mi şansıdır benim zorlu Mersin’den sonraki şansımmıdır bilemem ama gerçekten memnundum arkadaşlardan.

İlk günün ardından otel arama, Carrefourİnci Otel arası yolculuğun yaklaşık 1 saat sürmesi, gecenin ilerleyen saatlerinde Adana’nın pek tekin (!) olmaması … Otel’i kötü bekliyordum ama fena değildi, hani televizyon LCD ve diğer şeyler … Güzeldi yani, beğenmiştim. Ardından yorgunluk üzünden direk yatış …

Sonrasında da klasik anket günleri oluyordu ama Adana‘da dikkatimi çeken bir diğer noktalardan birisi de bize (!) Carrefour‘un iyi bakmasıydı. Mersin‘deki gibi yapmacık hareketlere sahip kasa şefi yada herhangi birisi yoktu, direk mağaza müdürü bizimle ilgileniyordu ki, zaten bizi toplantı odasına aldırdı, buzdolabını her çeşit içecekle doldurdu ve bazı günler sabahları yiyecek pasta börek getirtti. Zaten yemekhaneden bahsetmek istemiyorum. Gittiğimin ikinci yada üçüncü günü direk mangalla başladık güne …

Mangal demişken, Adana’ya gidip kebap yemeden dönmek olur mu diyerekten de ikinci yada üçüncü, pek emin değilim;  Selen’le “ Ciğerci Bedo ” ya gittik. Mesaimiz 21.30 gibi bitiyor yol falan derken de 22.00 – 22.30 gibi orada olduk, ciğerlerimizi söyledik, mezelerimiz geldi ki, mezeler gerçekten güzeldi. Mezeler güzeldi diyorum, ciğerlerden bahsetmek istemiyorum zaten, ciğerlere lafım yok … Gerçekten ciğerleri güzel yapmışlardı. Ardından yemeklerin yenmesi, Selen’i evine bırakma ve otele gidiş …

Adana’daki son günüm de ” Tuğçe ” ve ” Selen ” ile yediğimiz yemekti. Adana’da mesai bitiminde Tuğçe beni Carrefour’dan aldı, ardından indik bir yerlerde (!) ( isimleri gitti kafamdan, hatırlamıyorum :D ). Tuğçe, eğer bunu okuyorsan, özür dilerüm :'( … Sonra Selen ile buluşma ve yine adını hatırlayamadığım ama tadı hala damağımda olan Adana kebabı. Evet, evet … Gerçekten ciğer kadar gittiğim ikinci mekan da çok güzeldi. Zaten boşuna dememişler, Adana, kebap …

Şu yazıyı G.Antep‘deki ” Nil Otel ” den yazıyorum. En kısa zamanda burası hakkında da yazı yazıyorum … ( Fotoğrafları sonra ekliyorum )